Blog

 Skolyoz  ve Kifoz

Skolyoz ve Kifoz

SKOLYOZ
Skolyoz çocukluk ve erişkin dönemde görülebilen, omurganın sağa ya da sola eğriliği olarak tanımlanabilir. Skolyoz, serebral palsi ve kas distrofisi gibi durumlardan kaynaklanabilirken, çoğu skolyozun nedeni bilinmemektedir. Ergenlerin yaklaşık %3'ünde skolyoz vardır. Çoğu skolyoz vakası hafiftir, ancak bazı omurga deformiteleri çocuklar büyüdükçe daha şiddetli olmaya devam eder.  Şiddetli bir omurga eğrisi, göğüs içindeki boşluk miktarını azaltarak akciğerlerin düzgün çalışmasını zorlaştırabilir. Doğru tedavi çok önemlidir. İhmal edilmiş ya da geç kalınmış hastalarda tedavi hem çok zor hem de istenilen düzeyde başarı elde edilemeyebilir. Skolyozun tedavisi çocukluk ve erişkin yaş ya da dönemlere göre farklıdır.

Çocukluk yaşta 3 ana türde Skolyoz hastalığı vardır.
1.grup, doğuştan olan KONJENİTAL dediğimiz türdür. Bu tür Skolyoz hızlı ilerler ve çok ciddi deformitelere yol açar. Bu grubun tedavisi erken başlamak zorundadır.
2. grupta ise nöromusküler hastalığı olan yani doğuştan felçli hastalarda görülen Skolyoz türüdür. Yine bu grupta cerrahi, erken dönemde gerekebilir.
3. Grup ise en çok görülen gruptur. İdiyopatik adolesan skolyoz olarakta isimlendirilen bu grupta tedavi genellikle konservatif yapılır. Çocuk kemik büyüme yaşı uygun olduğunda eğer hala 40 dereceden fazla skolyoz varsa cerrahi düşünülebilir. Skolyozun tedavisi uzun, sabırlı ve bilinçli olarak yürütülmesi gereken bir süreçtir. Tedavide başarı oranı oldukça yüksektir. Bunun için ise doğru hekim ve doğru hastane seçilmesi en kritik aşamadır. Biz merkezimizde ileri tetkiklerle tanı koyup hem konservatif yani cerrahi dışı ekibi hem de cerrahi tedavi ekibi ile skolyoz hastalarının tedavisini takip etmekteyiz. Merkezimizde genellikle konjenital ve ihmal edilmiş vakalar tedavi edilmektedir.

KONSERVATİF TEDAVİ


Konservatif dediğimiz cerrahi dışı tedavi, skolyoz açısı 40 derecenin altında olan hastalar için genellikle tercih edilir. Ağrı kesicici ilaçlar (NSAID), fizik tedavi, egzersiz ve/veya korse gibi tedaviyi destekleyici seçenekler vardır. Konservatif yöntemlerle, deformitenin ilerlemesini engellemek amaçlanır. Korse ile tedavi skolyozlu hastalardaki eğriliğin gelişimini 3-4 aylık aralıklarla izlemekte fayda vardır. 20 derecenin altında eğriliği olan hastaların %50-60’ı kendiliğinden iyileşir. İmmatür bir omurgada eğri 20 derecenin altında ise fakat progresyon 10 dereceden fazlaysa takip sürecine ara verilip korse kullanım sürecine geçilir. Gelişim çağındaki çocukların 20-30 derecelik eğrilerin 1/3’ü konservatif tedaviye yanıt verir ve ilerlemez. Bu nedenle bu aralıktaki progresyon düzeyleri tespit edilene kadar takip devam edilmelidir. Tedavisiz kalmış skolyozun ciddi sakatlığa, kozmetik sorunlara dolayısıyla da psiko-sosyal sorunlara ve bazen de kardiyopulmoner sorunlara neden olmaktadır. Cerrahi tedavi gerektiren vakalarda skolyoz açısı 45 derecenin üzerindedir. 40 derecenin üzerindeki eğrilikler korseye veya diğer konservatif tedaviler yanıt vermez ve iskelet matüritesi geliştikten sonra da ilerlemeye devam eder.  

CERRAHİ TEDAVİ
Skolyoz cerrahisinde birçok yöntem söz konusudur. Bunlar hastalığın türüne, hastanın yaşına ve hastalığın bölgesine göre değişiklik gösterebilir. Cerrahi erken başlangıçlı konjenital skolyozlarda ilgili segmenti ilgilendiren patolojiye yönelik uygulanır.  Örneğin hemivertebranın çıkarılması ya da eğriliğe sebep olan anormal yapıların çıkarılması gibi. Konjenital bazı skolyozlarda ise deformiteyi kontrol etmek için büyüme dostu cerrahi yöntemler uygulanır. Burada hastalara periyodik olarak 6 ya da 8 ayda bir küçük ameliyatlar gerekebilir. Büyüme çağının hızlı döneminde, idiyopatik skolyoz hastalarının uygun olanlarında ise halk arasında ‘ipli sistem’ olarak adlandırılan endoskopi yardımıyla ya da minimal invaziv yöntemle de bodytethering ameliyatları yapılabilir. Kızlarda ve erkeklerde de olgunlaşma evresine geçen çocuklar için ise kalıcı bölgesel ameliyatlar uygulanabilir. Ameliyatlarda yerine göre navigasyon cihazı önemli avantajlar sağlayabilir. Ameliyatta omurgaya yerleştirilecek vidaların güvenle yerleştirilmesinde ve osteotomilerin planlanmasında yardımcı rol oynamaktadır. Bütün ameliyatlarda nöromonitörizasyon cihazı kullanılır. Bu cihaz, omurilik aktivitelerini sürekli kayıt altında tutar ve cerrahi nedeniyle omurilik üzerinde oluşabilecek etkileri monitörize ederek anında cerraha uyarı vermesi açısından oldukça önemlidir. Skolyoz ameliyatları oldukça riskli ve komplikasyona oldukça yatkın ameliyatlardır. Skolyoz cerrahisi bir ekip işidir. Özel eğitimli cerrah ile birlikte skolyoz ve omurga alanında tecrübeli hemşire ; nöromonitör cihazından sorumlu tecrübeli teknisyen; omurga ve skolyoz cerrahisinde tecrübeli anestezi ekibi ve yanında ameliyat sonrası bakımı üstlenebilecek yetkili imkanlara ve ekibe sahip yoğun bakım ve klinik gereklidir. Skolyoz cerrahisinde aynen korse tedavisi ve fizik tedavide olduğu gibi aile, hastane ve hekim ilişkisi yeterli düzeyde ve sıklıkta olması oldukça önemlidir.  

KİFOZ NEDİR?

Halk arasında kamburluk olarak bilinen kifoz, omurganın dışarıya doğru çıkıntı pozisyonu alması durumudur. Kifoz terimi genel bir tanım olup, ilk olarak sırt kamburluğunu akla getirse de, bel ve boyun bölgelerinde de görülebilir. Kifoz olan kişilerde omuzlarda çökme, yuvarlak bir görünüm ve boynun öne doğru eğilmesi gibi duruş bozuklukları ile sırt ağrıları, kaslarda yorgunluk hissi, omurgada aşırı duyarlılık şikayetleri görülebilir.

Kifotik kişiler çalışma ortamlarını mutlaka ergonomik kurallara göre düzenlemeli, oturma ve yatma alışkanlıklarına özen göstermelidir. 20 ile 55 derece arasındaki kifotik açı normal kabul edilir iken sırt bölgesindeki eğrilik eğer 40 derecenin üzerindeyse kişi egzersiz yapmalıdır. 55-70 derece arasındaki eğriliklerde kişiye özel fizik tedavi uygulanmalıdır. Eğrilik 70 derecenin üzerinde ve takip sürecinde eğrilikte ilerleme devam ediyor ise cerrahi müdahaleye başvurulmalıdır.