Tıbbi Kadromuz

Ana Sayfa / Tıbbi Kadromuz

Dyt. Merve BAHTİYAR
Beslenme ve Diyetetik / Özel Medicabil Hastanesi

Eğitim

Bahçeşehir Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beslenme ve Diyetetik

Bahçeşehir Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik

 

İş Deneyimi

2019 - Özel Medicabil Hastanesi Beslenme ve Diyetetik

2018 - Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Beslenme ve Diyetetik - Intern Diyetisyen

2017 - Avrasya Hastanesi Gaziosmanpaşa Beslenme ve Diyetetik - Intern Diyetisyen

2016 - Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi - Intern Diyetisyen

2016 - Üsküdar Bahçelievler Aile Sağlık Merkezi – Stajyer Diyetisyen

2015 - 2016 Medikalpark Göztepe Hastanesi Beslenme ve Diyetetik - Intern Diyetisyen

2015 - Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Beslenme ve Diyetetik - Stajyer Diyetisyen

  

Mesleki Üyelikler

Diyetisyenler Derneği

 

Özel Eğitim ve Sertifikalar

Diyabetin Tıbbi Beslenme Tedavisinde Karbonhidrat Sayımı Kursu

Besin Destekleri ve Nutrigenetik Sempozyumu

Spor Beslenmesinde Güncel Yaklaşımlar Sempozyumu

Sporcularda Beslenme Sempozyumu

2. Ulusal Beslenme ve Diyetetik Kongresi

Yiyecek İçecek Hizmetleri Eğitimi

Kanser Hastaları için Bağışıklık Sistemini Desteklemeye Yönelik Beslenme Tavsiyeleri

Koronavirüsden kaynaklanan hastalık esas olarak damlacık yoluyla bulaşmaktadır. Ayrıca hasta bireylerin öksürme, hapşırma yoluyla ortaya saçtıkları damlacıklara diğer kişilerin elleri ile temas etmesi sonrasında ellerini ağız, burun veya göz mukozasına götürmesi ve temas etmesi ile bulaşmaktadır. Tüm dünyada ciddi sağlık sorunlara neden olan koronavirüs vücut direnci iyi olanlarda kendiliğinden düzelebildiği söylenirken çeşitli metabolik hastalıklara neden olan kişilerde daha ağır seyrettiği görülmüştür. Özellikle kanser hastalarında daha ağır seyredebilir ve hayati tehlikelere neden olabilmektedir. Yapılan araştırmada kanserli hastaların bu zorlu süreçte zorlandıkları kabul edilirken yine bağışıklık sisteminin oldukça önemli rolü olduğu görülmüştür. Çin’de 1590 ölüm vakasının içerisinde sadece 18 kişi kanser hastadır. Bu hastaların detayına bakıldığında ise sigara kullandıkları görülmüştür. Bu yüzden kanser hastalarının bağışıklık sistemlerini olumsuz etkileyecek her şeyden uzak durmaları ve yaşadıkları süreçten dolayı bağışıklık sistemleri zayıf olabileceği için enfeksiyonlara daha yatkın olabilmektedirler. Bu yüzden yaşadığımız bu pandemi sürecinde biraz daha fazla dikkat etmelidirler.

İzole Bir Ortam Oluşturulmalı

Kalabalık ortamlara girmemeli, mutlaka maske takmalı ve aile ortamında da sosyal mesafesini korumaya özen göstermelidir. Ayrıca tedavi merkezlerine tedavisi için giden hastaların sadece bir yakınıyla gitmeli, 18 yaş altı veya 65 yaş üstü hiç kimsenin kendilerine eşlik etmemesi, hastaların ve yakınlarının gerekli hijyen kurallarına eksiksiz uyum sağlamaya özen göstermelidirler.

Tedavi Süreci

Tedavisi devam eden kanser hastalarının bu süreçte doktor kontrolünde ilerlemeleri gerekmektedir. Kullandıkları ilaçları doktor kontrolü olmadan bırakılmaları sonucunda daha ciddi sorunlarla karışılabilirler. Özellikle başlanmış tedaviyi durdurmak, tedavinin etkinliğini azaltacaktır. Bu durumda daha yüksek dozlarda ilaç kullanılmaya neden olabilir.

Bağışıklık Sistemini Desteklemeye Yönelik Besinler Tüketilmeli

Bağışıklık sistemi için sebze ve meyveler oldukça önemli bir yer tutmaktadır ve genel olarak Akdeniz tipi bir beslenme şekli tercih edilmelidir. Bazı sebzeler dış zararlı patojenlere karşı koruyucu özellikleri daha yüksektir. Brokoli, karnabahar, brüksel lahanası, enginar, pırasa, soğan, sarımsak, havuç, maydanoz gibi besinler bağışıklık sistemini destekleyen birçok bileşen içermektedir. Ancak bazı sebze türleri bazı kanser hastalığında tüketilmesi sorun oluşturabilmektedir. Yani bağışıklık sistemini desteklemek isterken başka sorunlara neden olunmamalıdır. Bu yüzden bir diyetisyenden yardım alınmalıdır. Bağışıklık sistemimiz zararlı mikroorganizma ve virüsleri alarak olumsuz bir etki göstermemek için buharda iyi pişmiş sebze yemekleri tercih edilmelidir. Kanser hastalarında bir diğer önemli grup protein kaynaklı gıdalardır. Günlük size özel olarak hesaplanan protein miktarını karşılayacak gıdaları almanız gerekmektedir. Hayvansal kaynak olan kırmızı et, beyaz et, hindi, balık, yoğurt ve bitkisel kaynak olan kurubaklagillere beslenmede yer verilmelidir. Tüm bunların yanı sıra beslenmelerinde anti-oksidan özelliği olan gıdalarda bulundurulmalıdır. Örneğin yaban mersini, nar, portakal, mandalina, limon, avokado, kivi gibi tropikal meyveler; propolis gibi anti-oksidan arı ürünleri, zencefil, zerdeçal gibi besinlerin bağışıklık sistemini güçlendirme açısından zengin maddelerdir. Ancak besin ilaç etkileşimi olabileceği için gıdaları tüketirken ve bireye özgü bir beslenme programının oluşturulabilmesi için mutlaka diyetisyene danışılmalıdır.

Bitkisel Takviyelerle Desteklenebilir

Meyankökü, melisa, adaçayı, ekinezya, zencefil bitkisinden yapılan bitki çaylarının tüketilmesi bağışıklık sistemini uyardığı için faydalı olabileceği düşünülmektedir. Fakat örneğin melisa, adaçayı gibi bitkilerin bazı kanser türlerinde olumsuz etkileri ve meyan kökünün ise kalp ve böbrek rahatsızlığı olan veya tansiyon yüksekliği bulunan hastalarda tüketilmesinde sakınca olabileceği yapılan araştırmalarda tespit edilmiştir. Bu yüzden size özel olarak hazırlanan bir beslenme programı için mutlaka diyetisyen yardımı almalısınız.

Kaliteli Uyku Düzeni

Özellikle gece saatindeki uyku bağışıklık sisteminin güçlenmesi için en önemli faktörlerden biridir. Gece saatlerinde vücudumuz için gerekli olan birçok hormon salgılanmaktadır. Uzmanlar en geç saat 23.30’da yatılması gerektiği ve yine günlük en az 30 dakikalık kendinizi çok yormadan hafif bir egzersizlerin yapılması gerektiği söylenmektedir.

Besin Hijyeni

Normalde sebze ve meyvelerin yıkanmasında iki farklı yöntem kullanılmaktadır. Birinci yöntem; 1 litre suya 10 gram kadar karbonat ekleyerek içerisinde 10 dakika bekletilmesidir. İkinci yöntem ise sirkeli suda 10-15 dakika bekletilmesidir. Peki şuan gündemde olan koronavirüse karşı sebze meyveleri nasıl temizlemeliyiz? Aynı şekilde normalde yıkadığımız gibi sebze ve meyveleri genel hijyen koşullarına uygun olarak yıkanmalıdır. Sirkeli suda bekletilmesi ve akan suyun altında tek tek yıkanması yeterli olacaktır.

RAMAZAN AYINDA BESLENME

RAMAZAN AYINDA BESLENME

Ramazan ayının gelmesiyle birlikte genelde önerdiğimiz az az ve sık sık beslenme biçimi yerine uzun süreli açlık ve susuzluk yer almaktadır. Ramazan ayında oruç tutan kişiler yaklaşık 12 saat süren açlık ve susuzluk ile karşı karşıya kalındığı için sahur, iftar ve gece ara öğünü arasında dengeyi kuramadığımız da kan şekerinde düşme, acıkma hissi ve iftardan sonra hazımsızlık gibi sorunlarla karşılaşılabilmektedir. Bu yüzden Ramazan ayında da üç öğün arasında dengeli bir düzen kurulmalıdır. Ramazan ayındaki beslenmede genel olarak toplam öğün sayısı sınırlanmak zorunda kalır. Ancak öğün sayısındaki sınırlanmaya karşılık yeni düzendeki öğünlerdeki yiyecek çeşidi daha fazla olmalı ve sahur, hafif iftar, iftar yemeği ve gece ara öğünü olarak dengeli bir düzen oluşturulmaya çalışılmalıdır.

SAHUR

Sahur mutlaka yapılmalıdır. Çünkü kişiler sahura da kalkmadıklarında kan şekeri gün içerisinde düşecektir. Hatta kan şekerinin düşüşü günün erken saatlerinde başlar ve daha düşük değerlere ulaşabilmektedir. Kan şekerinin gün içerisinde dengeli seyredebilmesi için sahur öğünü önemlidir.

Sahura kalkıldığında midede uzun süre kalacak ve kan şekerinde ani değişiklik yaratmayacak besinler tercih edilmelidir. Gün içerisinde sizi rahatsız etmeyecek hazmı kolay olan gıdalar tercih edilmelidir. Örneğin; tahıl çorbaları, kepekli ekmek, az tuzlu peynir, meyve, kahvaltılık ve bol su tüketimi unutulmamalıdır. Sahurda çok tuzlu ve baharatlı yiyecekler tüketilmemelidir.

HAFİF İFTAR

Başlangıç için çok sıcak ve çok yağlı olmayan, ılık bir çorba en uygun başlangıç yemeğidir. Özellikle Bağırsak problemi olan kişilerdeki Ramazan ayında en çok sindirim sistemi problemleri yaşanır bu yüzden çorbalardan alınan doğal lif ilavesi ve çorbanın yanında bir ince dilim kepekli ekmek tercih edilmelidir. Ayrıca çorbanın önünde zeytin, hurma, peynir ya da su ile oruç açılmalıdır. Oruç açıldıktan ve çorba tüketildikten sonra mideyi biraz dinlendirmek için yemeğe 5 -10 dakikalığına ara verilmelidir. Aradan sonra diğer yemeklere geçilmelidir.

İFTAR YEMEĞİ

Çorbadan sonra tercih edilecek yemekler çok yağlı ve ağır yemekler yerine hafif yemekleri tercih edilmelidir. Yemekleri mümkün olduğunca yavaş yemeye ve iyi çiğnemeye özen gösteriniz. Midenizi biranda yemek ile doldurup hazımsızlık sıkıntısının yaşanmaması için yemeye birden yüklenmeyin. Ayrıca sulu yemeklerin sularını tüketmemeye çalışın bu şekilde daha az yağ almış olursunuz.

ARA ÖĞÜN

Tatlı çeşitlerini hemen yemek üzerine değil iftardan 1- 2 saat sonra gece ara öğünü olarak küçük bir porsiyon olarak yenilmesi daha iyi olacaktır. Yemek sonrası yenilecek tatlıların hamurlu ve kızartma işlemine uğramış bir tatlı olmamasına dikkat edilmeli ve mümkün olduğunca daha çok sütlü tatlılar tercih edilmelidir. Ramazan ayında çok fazla tükettiğimiz ve artık iftar yemeklerinin simgesi haline gelen güllaç hafif sütlü tatlılara en uygun olan çeşitlerden bir tanesi olarak kabul edilebilir. Ancak tabi ki hafif tatlılar tüketelim denilse de haftada 1-2 kezden fazla tüketilmemelidir. Haftada 2 kez sütlü tatlı tüketip diğer günlerde meyve veya belirli miktarlarda kuruyemişler tercih edilmelidir.

  • İftardan 1–2 saat sonra hafif yürüyüş yapmaya çalışın.
  • Yetişkin bir insanın yaklaşık 1,5 -2 litre su içmesi gerektiğinden sıvı alımına çok dikkat edilmelidir.

RAMAZAN AYI VE KİLO İLİŞKİSİ

Ramazan ayında da zayıflamak isteyen kişiler tükettikleri besin çeşitlerine ve porsiyon ölçülerine dikkat ettiği sürece diğer aylarda olduğu gibi Ramazan ayında da kilo verebilirler. Kişinin yaş, cinsiyet, boy, kilo ve fiziksel aktivite durumuna uygun hazırlanmış bir beslenme programı yani Ramazan Ayına özel olarak hazırlanan diyeti sayesinde sağlıklı ve dengeli bir kilo kaybı olabilmektedir.