Blog

 Kifoz Tedavisi

Kifoz Tedavisi

KİFOZ NEDİR?

Normal insan omurgasında, torasik omurgada bir dereceye kadar kifoz; servikal ve lomber omurgada bir dereceye kadar lordoz vardır. Kifoz, sagital düzlemde (omurgaya yandan bakışta) görülen omurganın öne eğriliğindeki artış olarak tanımlanırken; lordoz, sagital düzlemde (omurgaya yandan bakışta) görülen geriye doğru eğriliğin artmasıdır. Öne eğrilik aşırı hale geldiğinde buna hiperkifoz denir. Bunun, ön-arka düzlem boyunca omurganın eğriliği olan skolyozdan farklı olduğuna dikkat edilmelidir. Eğriliği sebep olan faktörler, bir veya birkaç omur gövdesinde çökme veya şekil bozukluğu, omurlar arası disk bozukluğu veya omurganın doğumsal bir takım deformiteleri olarak kabul edilebilir. Kifozun doğal seyri tam olarak bilinmemektedir; ancak kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülüp 40 yaşından itibaren torasik omurgadaki eğrilik miktarı artmaktadır. Kifoz genellikle torasik omurgada (sırt) gelişirken, servikal omurgada (boyun) veya lomber omurgada (bel) da kifoz gelişmesi mümkündür. Genellikle bireylerde görülen 4 ana kifoz tipi; postüral kifoz, yaşlılarda oluşan kifoz, Scheuermann hastalığı ve doğuştan deformitelerdir. 

Postüral kifoz, g
enellikle ergenlerde ortaya çıkmaya başlar ve erkeklere kıyasla kadınlar daha fazla etkilenir. Kambur duruş, eğriliği artırır. Bu da sırayla, sırtın ekstansör kaslarını ve omurganın arka bağlarını gerer ve böylece zamanla kasları zayıflatır. Postüral kifozda hasta genellikle normal vertebral yapılara sahip olur ve genellikle iyi huyludur. 


Yaşlılarda
oluşan kifoz, kasların bütünlüğünün bozulmasına ve kötü postüre katkıda bulunabilir. Bu da torakolomber omurgada zamanla artan bir stres yüküne neden olabilir, böylece osteoporotik kompresyon kırıkları meydana gelebilir.


Scheuermann hastalığı
, genellikle ergenlik çağından önce ortaya çıkan torasik / torakolomber omurganın yapısal bir deformitesidir. Büyüme ve gelişme sırasında vertebral uç plağın uyumsuz mineralizasyonunu ve ossifikasyonu (kemikleşme) omurda öne doğru kamalaşmaya neden olabilir.

Konjenital kifoz
, anne karnında iken omurganın bir malformasyonu sonucu tipik olarak bebeklerde ve küçük çocuklarda görülür. Diğer kifoz formlarından farklı olarak, bu form genellikle omurgayı yeniden hizalamak ve deformitenin ilerlemesini önlemek için (genç yaşta) ameliyat gerektirir.
Diğer taraftan yaşlanma, beslenme, omurgada meydana gelen travmalar, osteoporoz, disk kayması ve dejenerasyonları, sendromlar, nöromüsküler bozukluklar, omurgada enfeksiyonlar ve maligniteler gibi hastalığın gelişiminde etkili başka nedenler vardır.

KİFOZ’UN BELİRTİLERİ
NELERDİR?
Bazı hastalarda semptomlar hafif olup tedavi gerektirmezken; ameliyat gerektiren şiddetli semptomlara sahip vakalarda görülebilir. Kifozun altında yatan nedene bağlı olarak, tipik semptomlar (belirtiler) aşağıdakilerden birini veya birkaçını içerir:
  • Öne doğru eğilmiş bir görünüm, genellikle hasta öne doğru eğilirken yandan bakıldığında daha belirgindir.
  • Hafif ya da şiddetli sırt ağrısı
  • Boy kısalması
  • Dümdüz ayakta durma zorluğu
  • Yorgunluk hissi
  • Sırt ağrısı
KİFOZ’UN TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Kifoz için tedavi süreci genellikle konservatif olarak başlar ve hastanın semptomları konservatif tedavi (cerrahi dışı tedaviler) ile düzelmiyorsa veya eğrilik çok ciddi boyutta ise cerrahi müdahale gerekir. Konservatif yönetim; gözlem, fizik tedavi ve non-steroid enflamatuar ilaçlar (NSAID)'ların kullanımından oluşacaktır. Konservatif tedavi endikasyonları 60 derecenin altındaki kifozlu hastalar içindir. Sırtın ön-arka kas gruplarını dengeye kavuşturmak için fizik tedavi uygulanmalıdır. Bu, omurga üzerindeki baskıyı azaltacak, duruşun iyileştirilmesine ve rahatsızlığın azaltılmasına yardımcı olacaktır. Genellikle postural kifozu olan kişilerde cerrahi dışı tedaviler etkili olabilmektedir. Aynı zamanda postüral kifozda sırt ağrısını ve yorgunluğu hafifletmeye yardımcı olmak için germe egzersizleri ve planlı fizik tedavi uygulanmasını öneriyoruz. Ancak bu tedavi yöntemleri kifozun kendisini tam olarak düzeltmeyebilir.  50 derecenin üzerindeki Kifoz’da fizik tedaviye ek olarak korse kullanılabilir. Bazı olgularda korse etkili olabilmektedir. Günde 15 saatten az olmayan kullanımlar ile fayda gören hastaların sayısı az değildir. Korse büyüme çağındaki hastalarda düzeltici etki gösterirken erişkin hastalarda korse ile düzelme beklemeyiz.  

Bazı durumlarda ise ameliyat gerekebilir. Bu durumlar
: Konservatif tedavi ile ağrının iyileşmemesi, eğriliğin ilerlemeye devam etmesi, eğriliğe bağlı sinir ve omurilik sıkışıklıklar oluşması, kabul edilemez kozmetik görünüm ortaya çıkması, akciğer ve kalp bulgularının oluşması olarak söylenebilir. Bu bulgular kifotik açının 75 derece ve üzerinde olması durumunda görülebilmektedir.
Bazen kifoz, omurga bütünlüğünü bozan travmatik kırıklar ya da yaşlı bireylerde kendiliğinden oluşan osteoporotik ( kemik erimesi nedeniyle) kırık ya da çökme sonucunda da oluşabilir. Bu durumda da öncelikle konservatif; çok yaşlı hastalarda ise kapalı cerrahi yöntemler ön plandadır. Scheuermann hastalığı ise genç erişkinlerde ve çocukluk çağının geç döneminde karşılaşılabilen genetik kökeni olan omurların ön kısımlarında çökme ile seyreden diğer bir kifoz oluşumu nedenidir. Tedavi Scheuermann hastalığında da yine konservatif ve gerektiğinde cerrahi olarak planlanır. Doğuştan kifoz hastalığı genetik olarak anne karnında iken omurgada oluşmuş deformitelerin büyümeye bağlı olarak ilerlemesi sonucu ortaya çıkar. Bu grup hastaların erken tedavisi oldukça önemlidir.  Konservatif tedavi, bu hastalarda meydana gelen olası deformiteleri ve nörolojik tehlikeyi engellemeyebilir. Dolayısı ile hastanın yaşı, deformitenin türü ve anormalitenin yeri ve türü dikkate alınarak erken cerrahi tedavi planlanması gerekebilir. Doğru tedavi ve takip ile kifoz hastalarının çok büyük bir kısmı cerrahi gerektirmeden tedavi edilebilir. Ancak zamanında uygun tedavi yapılmamış hastalarda ise hem nörolojik (sinir sistemi) hem kardiyopulmoner (kalp ve akciğer hastalıkları) hem de kötü kozmetik görünüm oluşması kaçınılmaz olabilir. İleri kifozun olumsuz etkilerinin omurganın diğer eklemli  (boyun, kalça eklemi, diz eklemi, ayak bileği gibi) yapılarını da etkileyebileceği akıldan çıkarılmamalıdır.