Medicabil Blog

Ana Sayfa / Medicabil Blog

KALP SAĞLIĞI

1-Kalp sağlığını korumak için nasıl beslenmeliyiz? Nelerden uzak durmalıyız? Yaşam biçimimize neler eklemeliyiz?

Kalp sağlığınız için dengeli ve doğru beslenmenin önemi büyüktür. Karbonhidrat, protein ve yağ içeren besinler belli oranlarda alınarak tek yönlü beslenmeden kaçınılmalıdır. Dengeli beslenirken en önemli adım yüksek kalorili besinlerden uzak durmak ve kilo artışını engellemektir. Kolesterolün belirli bir seviyede tutulması için yağ tüketimine çok dikkat edilmelidir. Hayvansal kaynaklı katı yağlardan uzak durulmalı ve tereyağı belli miktarda tüketilmelidir. Zeytinyağı, ayçiçeği yağı, mısırözü, soya gibi çoklu veya tekli doymamış bitkisel yağlar öncelikle tercih edilirken, trans yağlar tüketilmemelidir. Kırmızı et ve sakatat tüketimi sınırlandırılmalı, et tercihi balık, hindi ve tavuktan yana kullanılmalıdır. Sosis, sucuk, salam gibi işlem görmüş, çok sayıda katkı maddesi ve koruyucu kimyasallar eklenmiş gıdalardan uzak durulmalıdır. Hem daha az kalori, hem de daha az yağ içermeleri nedeniyle beslenmede fasulye, mercimek, bezelye gibi kolesterolsüz bitkisel protein kaynaklarına yer verilmelidir. Süt ve süt ürünleri yağsız veya az yağlı olarak tüketilmelidir. Aşırı olmamak kaydıyla meyvelerin tüketiminde kalp sağlığı açısından bir risk bulunmazken, aşırı olduğunda riskli vücut bölgelerinde artan yağ oluşumu nedeniyle hastalık gelişme riski artmaktadır. Taze sıkılmış bile olsa meyve suları içmek yerine meyveler bütün kısımlarıyla yenmelidir. Beyaz rafine edilmiş un yerine, işlenmemiş tam taneli tahıllardan elde edilmiş kepekli un ve unlu mamuller tercih edilmelidir. Tuzsuz ve işlenmemiş kuruyemiş, badem ve ceviz gibi besinler ile deniz ürünleri kalp sağlığı açısından oldukça yararlı omega-3 ve omega-6 gibi yağları bol miktarda içerdiğinden dolayı mutlaka tüketilmesi gereken faydalı besin öğeleridir.

2-İyi kolesterol nedir? Kötü kolesterol nedir? Beslenmenin kolesterole etkisi nedir?

Kolesterol hem besinler yoluyla dışarıdan alınabilen, hem de vücudumuzda başlıca karaciğerde üretilebilen bir yağ çeşididir. Tüm hücrelerin yapısında yer alan, birçok hormonun salgılanması için gerekli olan önemli bir üründür. Kanımızda ölçülen kolesterol toplam kolesterol, HDL kolesterol ve LDL kolesterol olarak ifade edilmektedir. LDL kolesterol yağ moleküllerini damarlara ve dokulara taşırken, HDL kolesterol ise bu yağları toplayarak temizlenmek üzere karaciğere taşımaktadır. Bu nedenle HDL kolesterole iyi kolesterol, LDL kolesterole ise kötü kolesterol denmektedir. Bunun en önemli nedeni LDL kolesterolü artmış kişilerde daha fazla kalp damar hastalığı görülmesidir. Aksine HDL kolesterolün artmasının kalp sağlığı açısından koruyucu olduğu gösterilmiştir. Besinlerle fazla miktarda katı hayvansal gıdalar alınması, katı doymuş yağların ve margarin gibi trans yağların aşırı miktarda tüketilmesi kanda kötü kolesterol denilen LDL kolesterol ve toplam kolesterolün artmasına yol açmaktadır. Bu artışta kalp damar hastalıklarının daha fazla görünmesine yol açmaktadır.

3-Ailede kalp hastası varsa nelere dikkat edilmelidir?

Tüm dünyada yapılan büyük toplum araştırmaları, hipertansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği ve kalp damar hastalığı gibi yaygın bulanan hastalıkların ailesel geçiş riski taşıdığını göstermiştir. Her aile bireyine doğrudan kalıtsal geçiş olmasa bile, tüm aile bireylerinde bu hastalıkların görülme riski kat kat artmaktadır. Bu nedenle ailesinde yüksek riskli kalp hastalıkları bulunan kişilerin oldukça dikkatli olmaları, en az yılda bir defa kardiyolog kontrolüne gitmeleri ve kalp damar hastalıklarına yol açabilen risklerden uzak durmaları sağlanmalıdır. Yani sigara içiyorlarsa bırakmaları, dengeli ve sağlıklı beslenmeleri, düzenli egzersiz yapmaları, kilo almamaları ve stresten uzak durmaları önerilmelidir. Bu önerileri dikkate alabilen kişiler daha uzun aralarla kontrole çağrılırken, risk faktörleri yüksek kişiler ise daha sık aralıklarla kalp sağlığı açısından izlenmelidir.

4-Sigaranın kalp sağlığına etkileri nelerdir? Sigara içen hastaların  kalp ameliyatlarında daha geç iyileşme görülür mü?

Koroner kalp hastalığının meydana gelmesi bakımından etkili olabilen çok sayıda risk faktörü vardır. Bu faktörlerin en önemlilerinden birisi sigara içilmesidir. Akciğerler oksijeni vücudumuza alırken karbondioksiti ise dışarı atmaktadır. Sigara etkisiyle oksijen düzeyi azalmakta karbondioksit düzeyi ise artmaktadır. Bu moleküllerin dokular arasındaki dolaşımı ise kalp damar sistemi üzerinden olmaktadır. Bu sebeple Sigara hem doğrudan kalp damar sistemini etkileyebilir, hem akciğerleri üzerinden dolaylı yoldan kalp hastalığı riskini arttırır. Sigara içenlerde koroner kalp hastalığı görülme olasılığı çok ciddi biçimde artar. Günde içilen sigara sayısı ne kadar fazla ise risk o ölçüde fazladır. Sigara içen kişilerde damar yapısı bozulur, zaman içinde damar sertliği (ateroskleroz) gelişir. Sonuçta damar içindeki kanın akışkanlığı da azalır, bu da damar sertliğini kolaylaştırıcı etki yapar. Bu olumsuz etkiler nedeniyle sigara içen hastaların kalp ameliyatları sonrası iyileşme süreleri de uzamaktadır. Her şey yolunda gitse bile bu kişiler sigara içmeye devam ettikçe yeniden kalp damar hastalığı gelişme riski yüksek kalmaktadır. Sigaranın bırakılmasından sonra kalp hastalığı riskinde önemli azalma olur. Sigarasız geçen zaman arttıkça risk azalması daha fazla olur. Sigaranın bırakılmasından sonraki ilk yıl içinde kalp krizi geçirme olasılığı yarıya iner, 2-3 yıl sonra da sigara içmeyenler düzeyine yaklaşır. Sigara içen kişiler bir rahatsızlığı olmadan kalp doktoruna başvurabilir, sonrasındaki süreçte muayene ve kontrol sıklığına, yapılacak muayeneden ve hekim ile görüşmesinden sonra karar verilebilir.

5-Kalp sağlığı yetişkinlerde, yaşlılarda, çocuklarda nasıl olmalıdır?

Sağlıklı bir kalp her yaş grubunda insan için en önemli ihtiyaç duyulan organdır. Çocuk yaşlarda doğuştan kalp hastalıkları daha yaygın iken, orta yaşlarda kalp kapak ve damar hastalıkları öne çıkmaktadır. Yaşlılarda ise kalp damar hastalıkları belirgin olarak artmaktadır. Tüm dokular gibi yaşlanan kalp dokusunda da bozulma başlamakta, kalp kasını ve kapaklarını ilgilendiren yapısal hastalıklar sık görülmektedir. Bu nedenle kalp hastalığının doğuştan itibaren olabileceği unutulmamalı, her yaşta kontrol edilebileceği akılda tutulmalıdır.

6-Kalp sağlığını korumada stresin önemi nedir? Âşık olmanın, endorfin hormonu salgılamanın kalp sağlığına etkisi var mıdır?

Oldukça hızlı ve yoğun kentsel yaşam ve iş koşulları stres faktörlerini belirgin olarak arttırmıştır.  Stres yaşayan kişilerde kalp atışlarında hızlanma, kan basıncında artış ve erken dönemde ateroskleroz gelişmektedir. Bu da kalp damar hastalığı gelişiminde hem öncü hem de ilerletici rol oynamaktadır. Öte yandan stres nedeniyle artan sigara ve alkol tüketimi mevcut durumun daha da kötüleşmesine sebep olurken; kimi kişilerde stresle artan kalori tüketimi, beraberinde metabolik sendrom ile diyabet hastalığı gelişim riskini de getirmektedir. Stres aynı zamanda mevcut kalp yetersizliği ve ritim bozukluklarının da kötüleşmesine ve tedaviye cevabın azalmasına neden olmaktadır. Stresin kadınlar üzerindeki etkileri erkeklerden daha ciddi seyir göstermektedir. Bunların sonucu olarak da kalp-damar hastalıklarından ölüm sıklığı gün geçtikçe artmaktadır. Kalp hastalığından ani ölüm vakalarının, kişilerin gerilimli dönemler yasadığı, depresif yakınmaların olduğu dönemlerle paralellik gösterdiği gözlenmiştir.

Mutlu kişilerin kanında endorfin adı verilen ve mutluluk hormonu da denilen hormon düzeyinin yüksek olduğu bulunmuştur. Endorfin düzeylerinde artışın ise kalp damarlarını genişlettiği gösterilmiştir.  Âşık olmanın bir mutluluk kaynağı olduğu, bu yolla endorfin hormonu düzeyinin artmasına yol açarak stresi azalttığı ve kalp damar hastalığı görülme olasılığını düşürdüğüne inanılmaktadır.

7-Kalp ekosunda ne görülür. Eko hangi bilgileri gösterir? Kaç yaşında eko çektirmek gerekir? Ne kadar aralıklarla çekilmelidir? Ailede kalp hastalığı varsa daha fazla mı çektirmek lazım?

Eko günümüzde her muayenede rutin yapılan bir işlemdir. Günümüzde her yaştan kişiye eko çekilebilir. Anne karnındaki bebeklere bile özel eğitimini alan sağlık çalışanları eko çekebilir.

8-Kanda hangi tahlillere bakılmalıdır?

Kan sayımı, üre, kreatinin, sodyum, potasyum, magnezyum, ast, alt, bütün kolesterol değerlerine hdl ve ldl trigliserid de dahil olmak üzere bakılır. Çarpıntısı olan hastalara bunun dışında ek testler talep edilir. Kapak iltihabı olan hastalardan ise sedimantasyon testi, akciğer grafisi ve ekg çekimi muhakkak talep edilmektedir.

9-Ekokardiyografi kimlere yapılır?

Ekokardiyografi, göğüs ve sırt ağrısı yaşayan ,çarpıntısı olan ,nefes darlığı olan, ayaklarında şişlik olan, kalp üfürümü duyulan, beynine pıhtı atan, beyin kanaması geçiren, akciğer röntgeninde damar genişlemesi ve kalp büyümesi olan, karaciğer sirozu olan, kronik akciğer hastalığı ve astımı olan, akciğerine pıhtı atan ve kemoterapi alan hastalara yapılır.

10-Kalp rahatsızlığı olan hastalarda kimlere Ekokardiyografi yapılır?

Koroker Arter hastalığı olan(Damar daralması ve tıkanıklığı,by-pass operasyonu olan hastalar),Aort disseksiyonu olan(aort  damarının yırtılması),kalp yetmezliği olan(sağ ve sol kalp yetmezliği),hipertansiyonu olan(duvar kalınlaşması,aort damar ölçümü),kalp kapak hastalıkları olan(doğuştan,romatizmal ve yaşlı hastalarda kireçlenmeye bağlı kalp kapak hastalıkları,kalp kapağı operasyonu olan), kalbinde delik olan(özellikle doğuştan),kalp zarı iltihabı olan ve  pulmoner emboli olan hastalara ekokardiyografi yapılır.

11-Spor yapan kişiler hangi sıklıkla ekokardiyografi yaptırmalıdır?

Profesyonel spor yapan kişilere yılda bir kez efor testi ve ekokardiyografi yapılmalıdır.

12-Kalp rahatsızlığı olmayan kişiler kontrol için doktora başvurmalı mıdır?

Herhangi bir şikayeti olmayan, ancak ailesinde erken yaşta kalp krizi geçiren ve kolestrol yüksekliği yaşayan kişiler olanlar ile erken menopoza girenler yaşa bakılmaksızın doktora başvurabilir.